Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

Yol Ver Bana Güğlen Dağı

İbrahim ARSLAN 12 Temmuz 2020 Diğer Yazıları 411 -A+

Yol Ver Bana Güğlen Dağı…

"Ahmetler'i Akseki'ye Bağlasak Nasıl Olur?"

Acaba Türkiye'de işler her zaman böyle mi yürüyor?

İbrahim ARSLAN

Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye yeni bir yapılanmaya geçmiş. Her köy, yol istiyor, çeşme istiyor doğal olarak. Kırsal kesime, köylere yollar, çeşmeler yapılmaya başlanmış. Bizim Manavgat'ta da her köye yol ve çeşme yapılmış; fakat bizim köye ne yol ne çeşme hiçbir şey yapılmamış.

1960’lı yıllardan bahsediyoruz. Köyün yolu olmadığından tabi ki o yıllarda bizim köylüler Manavgat’a ancak yaya olarak gidip gelebiliyorlar. Her köye yol yapılır da Ahmetler’e neden yapılmaz? Elbette bunun da bir nedeni olmalı. Sanırım bizim köyün suçu belli. Seçimlerde iktidar partisine az oy çıkmış olabilir.

O dönemde köyün muhtarı, uzun yıllar köyümüze muhtar seçilen rahmetli İbrahim Koç’tur. Antalya’da yaşayan ve Sigorta Hastanesinde sağlıkçı olan Ali Varol (Delibaş Alisi) ile Turizm Müdürlüğünde çalışan Yusuf Koç, kendi aralarında acaba Ahmetler’in yolu neden yapılmıyor diye hep düşünüyorlarmış. Böyle düşünürken bir gün kendi aralarında bir fikir geliştirmişler. “Madem Manavgattaki devlet bizim köye yol yaptırmıyor, o zaman biz de Ahmetler’in Akseki’ye bağlanması için dilekçe verelim.” diye düşünmüşler. Hemen muhtar İbrahim Koç’a, Antalya’ya gelmesi için haber salmışlar. Muhtar haberi alır almaz “Bunların bir derdi olmalı” diyerek hemen Antalya’ya gitmiş.

Yusuf Koç’la Ali Varol, hafiften muhtarın bu konudaki fikrini almaya çalışmışlar ama onun köyü Akseki’ye bağlama düşüncesine pek sıcak bakmadığını anlamışlar. Ama onlar da kararlı; fikirlerinden vazgeçmemişler. Muhtardan böyle bir dilekçe alamayacakları için başka bir bahane uydurarak boş bir kağıda imza attırıp mühür bastırmışlar. Muhtar köye dönmüş.

Ali Varol’la Yusuf Koç, muhtardan aldıkları imzalı kağıda şöyle bir dilekçe yazmışlar:

“Biz, Antalya’nın Manavgat kazasına bağlı Ahmetler köyüyüz. Köyümüzün Manavgat’tan Akseki’ye bağlanmasını istiyoruz. Gereğinin yapılmasını arz ederim.” İmza, Mühür, Ahmetler Köyü Muhtarı İbrahim Koç.

Dilekçe, muhtardan habersiz Ankara’ya gitmiş. Ankara’da dilekçeye bakan kişi, bu durumdan pek hoşlanmamış. Hemen o zamanlarda Adalet Partisinin Manavgat ilçe başkanı Ahmet Uluçay’a (Andıllı’ının Ahmet Ağa) haber göndermiş:

“Koskoca Manavgat’ta hiç mi adam kalmadı, hiç mi ağa kalmadı da Ahmetler köyü Akseki’ye bağlanacak?”

Rahmetli Ahmet Uluçay, bu uyarıyı alınca önce köyün Akseki’ye bağlanmasını engeller sonra da araya girer. Muhtarı Manavgat’a davet eder ve ona;

“Muhtar, sizin köyün ne derdi var?” diye sorar.

Muhtar der ki:

“Ahmet Ağa bizim yolumuz yok, suyumuz yok. Bu devirde her köye yol geldi su getirildi ama bize hiçbir şey yok. Biz de su istiyoruz, devlet artık yolumuzu yaptırıversin. Köylülerin taa Ahmetler’den Manavgat’a gidip gelmesi en az iki gün sürüyor, buna bir çözüm bulunsun.”

“Tamam muhtar, sen git.“ der Ahmet Ağa.

Adalet Partisi ileri gelenleri toplanıp “Ahmetler’e yol yapalım mı yapmayalım mı?” diye tartışırlar. Bakarlar ki bizim köyün adı çıkmış; onların gözünde “sicili”. Sicili de nedir ki? Son seçimlerde kendi partilerine az oy çıkmış.  Bu yüzden o yıl köyün yolu yapılmamış.

Daha sonra yeni bir seçim zamanı gelmiş. O seçimde köyde Adalet Partisi daha fazla oy almış. Bunun üzerine muhtar yine; “Yol istiyoruz, su istiyoruz.” diye tutturmuş. Particiler de tekrar “Ahmetler’ yol yapalım mı yapmayalım mı?” diye düşünmüşler. Üstelik oylar da gelmiş partiye ama yine de Ahmetler’e bir köy yolu yapma kararı alınamamış.

Sonradan bakmışlar ki Ahmetler büyük bir orman köyü. Bu, herkesin iştahını kabartmış.

“Bu köyün ormanı çok, Güğlen Dağına bir orman yolu yapalım; biz de yararlanalım köylüler de yararlansın…” demişler. Böylece bir köy yolu olarak yapılmasa da ormanları sayesinde Ahmetler yoluna kavuşmuş. Yine de yolumuzun yapılmasında emeği olan herkese teşekkür edelim.

İyisi mi biz yatıp kalkıp çam ağaçlarının ve Güğlen Dağımızın kıymetini bilelim.

Baksanıza, Ahmetler'in yolu Güğlen'den geçmiş...

Demekki bu ülkede işler her zaman böyle yürüyor.

 

Yorumlar