Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

My Perfect Teacher

Huriye HEARN 23 Kasım 2020 Diğer Yazıları 186 -A+

Bir İngilizce Ödevi

"My Perfect Teacher"

Mustafa Koç

Bir öğretmen hastalığı olmalı. Ne zaman birinde bir okuma isteği, azmi görürsem üstüne giderim. Hele kız çocuklarının okumasını çok önemserim. Öteden beri, okumak isteyen kızları cesaretlendirmek için elimden ne gelirse yaptım. Ahmetler’den ilk defa okumaya giden kızların öğretmeniyim. Demek ki mesleğimin ilk yıllarından beri böyle düşünüyorum.

Okumayı neden bu kadar önemsiyorum bilmem; ama her bireyin daha iyi yerlerde olması, toplumların daha üretken ve daha kolay kalkınmasının eğitimli insanlarla sağlanacağına inanıyorum. Yine de öyle değil mi? Kız olsun erke olsun; eğitimli insan her şeyden önce kendi yolunu açacak bir şeyler üretebilir; kendisinin, ailesinin, çocuklarının ve hatta ülkenin kaderini değiştirebilir. Kızların okuması ise hepsinden daha önemli. Eğer kızlar iyi yetişmemişse toplumun diğer yarısı da bundan zarar görebilir.

Her kararı erkeklerin aldığı, her şeyi erkeklerin yaptığı şu erkek egemen ülkemizde kadın olmanın zorluklarını görmemek için kör olmak gerekir.

Bizim Ahmetler’de bu böyle olmasa da kırsaldan kentlere indikçe kadınların haklarında ve sosyal yaşamda rol almalarında bir gerileme olduğunu adım gibi biliyorum. Bizler “Osmanlı gibi” dediğimiz güçlü kadınların egemen olduğu ailelerde büyüdük. Bizim babaannelerimiz, anneannelerimiz sadece kocalarını değil bütün aileyi, hatta sülaleyi yönetirlerdi. Hepimizin soy ağacında mutlaka böyle kadınlar vardır. Kadının ailedeki üstünlüğü bütün Türklerin geleneğinde var. Tarihimizde kadın ve çocuklar daima önemsenmiş. Ancak kentleşmenin kadınları daha da güçlendirmesi gerekirken bizde adeta tersi olmuş ve kadınlar sosyal hayatın biraz dışında kalmış. Sadece eğitimli kadınlar bu çemberi kıracak bir güç bulabilmiş.

Kız kardeşlerimin hepsinin okumasını sağlayamadım; ama ne zaman Ahmetler’den bir kız çocuğu okuyorsa bundan mutlu oluyorum. Ahmetlerli Huriye de bunlardan biri. Onu artık hepimiz tanıyoruz. Ahmetler’den çıktı; sonra bir İngiliz kocaya kaçtı. J Bu site olmasaydı belki biz de onu tanıyacaktık…

Siteye en güzel yazılar, önce ondan gelmeye başladı. Kendine has bir yazma üslubuyla iddialı bir yazar gibi yazıyordu. Zaman zaman eleştirilerim olsa da kısa zamanda çok büyük bir yol aldı ve son yazılarıyla artık sitenin tescilli yazarlarından biri oldu.

Bir İngiliz kocayla ve iki çocuğuyla zorluk içinde yaşarken bir yandan da hayatın yükleriyle boğuşuyordu. Sonradan içine bir okuma aşkı düştüğünü, okuyamazsa bunu bir eksiklikmiş gibi hissedeceğini gördüm. Kendini aşmak istiyordu. Ne de olsa Deli Ahmet’in kızıydı. Deli dolu bir kız işte… Bu konuyu bana açınca “Yaparsın” dedim; cesaretlendirdim. İyi etmişim. Cesaretli, azimli ve çalışkandı.

Aslında edebiyat okumalıydı. Ali Varol’a sorsak belki “resim yapsın” derdi, Hasan Varol, “şiir yazmalı” diyebilirdi. Mehmet Arslan’a sorsak da “Tarih okusun” derdi. Ama ben ya edebiyat ya da İngilizce okusun istedim. Çünkü İngilizcesi iyiydi. Sadece Türkçe puanını artırarak bir yabancı dil bölümü kazanabilirdi.

Sınava hazırlandığı dönemlerde özellikle Türkçe konusunda yardımcı olmaya çalıştım ama anlattıklarımı çok iyi kavradığını gördüm. Sonra öğrenmek için inat etti, İstanbul’dan telefonla bile sorular sormaya başladı. Yaz tatilinde Antalya’dayken birkaç kere Türkçe dersi çalıştık. İnternet üzerinden testler, deneme sınavları gönderdim.

Sonunda başardı. İstanbul’da, bir üniversiteyi kazandı ve yarı burslu okuyarak Amerikan Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi ve İngilizce öğretmeni oldu. Üstelik sınıfının da en iyilerinden biri olarak... 

Bana bir yazı göndermiş. Ama bu kez Türkçe değildi yazı. Eklediği notta şunları yazmış:

“Bu benim ilk ödevimdi; ama hoca bana tam puan verdi. Sadece ben 100 almıştım; profesör ödevin altına “excellent” (mükemmel) diye de not düşmüş. Öğretmenler Günü nedeniyle bu yazıyı sana yazdım.” diyerek ödevi bana gönderdi.

Huriye, 100 aldığı bu ödevde beni anlatmış. ”My Perfect Teacher” başlıklı ödev, benim için de bir sürpriz oldu.

Yalnız bu ödevin beni de ilgilendiren bir yanı olduğu için zor durumda kaldım. Kendimle ilgili bir yazıyı buraya koymak istemezdim ama bu İngilizce ödevini, Huriye’nin bu başarısını kutlamak için yayınlıyorum. Yine de bu kabalığım için beni affedeceğinizi umuyorum.

Huriye bu ödevde muhtemelen fazla hak etmesem de benim için iyi şeyler yazmış olmalı. Ona bunun için bir teşekkür borcum olabilir.  Sanırım bu İngilizce yazı, Türkiye’de bana bir fayda getirmeyebilir ama hiç değilse İngiltere’de ya da Amerika’da iş ararsam bir eğitimci olarak bana bazı kapıları açabilir. J

Sonuç olarak eğitimli kadın, daha iyi bir anne, daha iyi bir eş ve daha iyi bir yurttaş olacaktır.

Kendisini daha iyi yerlerde görme arzusunu ve azmini biliyorum. Onun içindeki mücadele gücü ve inancı onu daha başarılı yerlere getirecek. Şu anda İstanbul’da büyük bir kolejin İngilizce bölümü yöneticisi. Bu işlerin içinde olan birisi olarak şunu söyleyebilirim. Buralara bu kadar erken gelmek bile kolay değil.

Huriye’yi kutluyorum. Ahmetler’den kalkıp İngiltere’ye gelin gitmek ve bir yaştan sonra iki çocuklu bir anne olarak yeniden üniversite okumak kolay bir şey mi? Bu yazıyı onun inatla sürdürdüğü başarma mücadelesini bütün kızların örnek alması için yazdım.

Tebrikler Huriye…

Öğretmenler Günün Kutlu Olsun!

 

Not:

Huriye Demir HEARN'ın 100 puan alan İngilizce ödevinin buraya ekledim. Ancak Türkçesini paylaşmak benim görevim olmaz, isterse Huriye hoca kendi sayfasında paylaşabilir.

Bu ödevi görmek isteyenler buraya tıklayabilir.

 

***


My Perfect Teacher:

THE ‘TEACHER MAN’ OF ANTALYA

Yazan: Huriye HEARN

Since I was a little girl, I really used to adore reading. Everyone around me has always known about this passion. That is why, for my 30th birthday, my English brother-in-law, Bruce gave me a wonderful present. It was the latest memoir by the Irish writer, Frank Mc Court called Teacher Man. The book tells the true story of the author, an Irish emigrant teacher to the USA who must teach a group of rowdy and undisciplined American teenagers in a rundown neighbourhood of New York. The main character in the book is the perfect example of an educator. He is patient, he is understanding, he doesn’t judge students unfairly because of their backgrounds. As a result, he opens the way for many of his students to enter university. However, in spite of the fact that I really enjoyed the book, I honestly thought such teachers are seen only in works of literature and not in real life. The character of Frank didn’t resemble the teachers I had at school in any way. That is until I met an incredible teacher last year called Mustafa Koç.

Mustafa Koç is a retired Turkish teacher and is a former Inspector for the National Ministry of Education. He is now the owner of Güneş Dersanesi, an examination preparation school in my hometown of Antalya. I had the opportunity to take lesssons from him while I was getting ready for the university exam. He was very patient and never assumed that I knew everything. Instead, he built on my limited knowledge and using examples from real life such as advertisements and songs, opened my eyes to the beauty of our language’s structure. This is just as Frank did with the American students and the way they developed their English. Mr Mc. Court encouraged his pupils to set up their own magazine and write pieces about the problems of their area. Similarly,  Mr Koç helped me  to make contact with his friends in Manavgat and contribute my own articles to a local website about the history and literature of our region. Finally, in the same way as Frank Mc Court sacrificed his time for his students even outside work, I was able, even in stressful days before the YDS exam, to call him late at night and he was willing to discuss past exam questions and their solutions.

In every way, Mustafa Koç is the perfect example of those faultless teacher characters we meet in popular books about school life such as Frank Mc Court in Teacher Man. He will always remain the perfect example of a Turkish teacher for me and for many years of  future Antalya students.

 ***

Yorumlar