Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

KEÇİLER VE KAR AŞI

Mehmet Güngör 28 Ağustos 2020 Diğer Yazıları 181 -A+

Kim bilir, belki de dondurmayı ilk olarak bizim Yörükler buldu…

Mehmet Güngör

Bu yıl yaz ve sıcaklar biraz geç geldi, galiba geç gidecek.  Önceki yıllarda Ağustos ayında havlar serinlerdi. Çok enteresandır, sahil boylarında yaşayanlar yüksek kesimlere yaylalara; yüksek kesimlerde yaşayanlar da sahil bölgelerine kaçarlar. Deniz kenarındakiler pek fazla denizle ilgilenmezken, uzaklardan gelenler denizin tadını çıkarırlar.  

Bu yıl ise en sıcak ay Ağustos ayı oldu. Eylül ayına girdik; fakat sıcaklar hala etkisini kaybetmedi. Bu sıcaklarda en güzel içecek su, en güzel soğuk yiyeceklerden birisi de dondurmadır. Dondurmanın bin bir türlü çeşitleri çıktı. Ama en güzel dondurmanın keçi sütünden yapıldığı bilinmektedir. Keçi sütü, bu özelliğiyle ün kazanmıştır.  

Türkiye’de marka olan ve dünyaca tanınan Maraş dondurması da keçi sütünden yapılıyor. Gerçek Maraş dondurması; kaynatılmış keçi sütünün içine un haline getirilmiş salep katılıp, soğuk buz tabakalarının içerisinde karıştırıldıktan sonra iyice dövülüp sakız haline getirilerek yapılıyor.  İnek sütünden yapılanlar,  keçi sütünden yapılanlara göre daha hafif,  daha çabuk eriyor ve pek lezzetli olmuyor.

Köyümüze elektrik gelinceye kadar dondurmayı tanıyanlar, galiba fazla değildi. Fakat Yörükler, farkında olmadan belki de yüzlerce yıldır dondurma yiyorlardı. Bunun adı yaz aylarında yaylada serinlemek için yenen "Kar aşı"’dır. Bir tabağa konan karın üstüne pekmez, reçel veya yoğurt dökülerek  yeniliyor. Aslında şimdiki dondurmanın atası yörüklerin "Kar aşı" olmalı. Kar aşını yemek öyle kolay da değildir. Kışın karlarla kaplı olan yaylamızın dağları ilkbaharla birlikte karlar erimeye başlayınca, yeşil, gri ve beyaz renklerle güzel bir ahenk oluşturur. Zamanla karlar eriyince insanlar ve diğer canlılar su bulmakta zorlanırlar. İnsanlar obruklardan iple çekerek veya 2, 3 km uzaklardan eşeklerle, katırlarla kar taşıyarak su ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Bizim Akdağdaki obamıza "Eğrigar" denilen yerden eşek ve katırlarla kar taşıdığımızı hatırlarım.

Kar, güneş ışığından veya sıcaktan fazla etkilenip erimez, sıcakta kar kendisini korumaya alabiliyor, erimiyor.  Daha çok yağmur ve rüzgara maruz kalırsa eriyor.

Kar aşı deyip geçmeyin, keçi yoğurduyla karıştırılan kar aşını şimdi özlüyorum. Keçi doğada otluyor, yeni filizlenen dallarla, otlarla besleniyor. Yem yemediği için tamamen doğal beslenmiş oluyor. Bu nedenle keçi sütü, anne sütünün alternatifi olacak kadar faydalı bir besin kaynağı.

Şimdi hayal meyal hatırlıyorum, Öksüz Mehmet amcanın Ayşe adında bir kızı vardı, uzun boylu kırmızı yanaklı bir kızdı, Ayşe daha sonra kalp rahatsızlığından vefat etti; Allah mekanını cennet etsin. İlkbahar ve sonbaharda Doğruyolbaşı’nda oturuyorduk, Ayşe abla, benimle ve  kardeşi Musa ile çok ilgilenirdi. Çok çalışkan ve güler yüzlü bir kızdı. Musa, benden biraz küçüktü. Keçileri başından tutar ve Musa’ya: “Em” derdi. Musa, keçilerin altına sokulup  keçinin memesinden süt emerdi. Birkaç kere ben de emsem de sonradan keçi emmeyi bıraktım. Ne de olsa Musa’dan daha büyüktüm.İyi mi etmişim çok kötü etmişim derseniz; keşke keçileri oğlak gibi ben de daha çok emseymişim. Musa uzun boylu oldu; benim boy ise ortada. :)

Keçi konusuna sanırım en çok, Mehmet Arslan’la ikimiz ilgi duyuyoruz. Bu konuda onun da benim de araştırmalarımız var.  Saanen keçileriyle ilgileniyoruz. Bu keçilerin anayurdu İsviçre’nin Alp Dağları… İsviçre, peynir ve sütü ile dünyada birinci sırada yer alıyor. Demek ki bu Saanen keçilerinde bir keramet var. İsviçreli çobanlar Türkiye’ye gelip tatil yapıyorlar; ama bizim çobanlar tatilin “T”’sini bilmezler. Ömürleri dağ yamaçlarında geçer. Bu yüzden Mehmet Arslan abiye bir teklifim var:

Beraber 500 tane Saanen keçisi alalım. Mehmet Abi keçileri gütsün; ben oğlakları: J)

Ama Mehmet Abi, dikkat etmen lazım, çobanlık zor iş… 

Sürü tersine dönünce, uyuz keçi başa geçermiş :)

Yorumlar