CORPORATE
KENDİ KADERİNİ KENDİ ÇİZENLERDEN
Ali VAROL
On Parmağında On Hüner
Ali Varol denince aklıma öğretmen gelir. Köyümün ilk öğretmenlerinden olsa gerek. Birçok Ahmetlerli’nin ilk öğretmenidir o. Hayata bakışıyla, duruşuyla, yaşamıyla farklı kimlik taşıyor içimizde. Sakin durağan haliyle, sessiz ve derinden renkli bir adam hayata işlediği nakışlarla birlikte…
Sanırsınız ki onun denizinde dalgalanma yoktur. Fırtınalar içinde bile sakin duruşu sanki bir gölün suyunu kendi kendine bırakmasıdır. Ya da ses çıkarmadan usulca suyun akmasıdır. Daldan düşen yaprağın yere düşerken duyamadığınız sessizliğidir Ali Varol.
Öfkelenirse yaklaşmayın yanına; arada esen rüzgar yelidir. Eğri bakmaz, yanlıştan yana olmaz, bin düşünür bir söyler. Ne söyleyeceğini ölçen biçen bir düşünce derinliğidir. Kimine göre bilim adamı, kimine göre dahi. Köylüye sorsan “Alı Hoca”. Özgür'e, Barış'a danışsam; “iyi baba”. Şimdilerde sevgili torunları; Ömer Ali'ye, Yusuf Alp'e, Elif Su'ya ve Deniz'e tatlı, şeker dede.
Deli Hacı'ya göre akıl küpü, ömür törpüsü. Ana yarısı Hanife teyzeme hayat köprüsü. Kimine göre Delibaş Süleyman'ın Alı. Gara Seyit'e göre “her şeyi, yapan dünyalı”. Abime sorsam; “kara tahtaya yazan öğretmen.” Köydeki yaşlı amcaya göre, “beyaz önlüğü giyerse doktor.” Yaşlı teyze der ki; “muskacı hoca”. Çocuk günlerim der ki “okul çocuklarının saçlarını gırkan berber”.
Köyde kime sorsam bir kulp ekler. Devlete sorsam, yalan da olsa “Denizleri motosikletle Çatal Taş'a çıkaran adam”dır. Dertliye uğrasam yoklukta imdada yetişen candır. Babama danışsam cüppeyi giyerse imamdır. Bana sorarsan her dilden anlayan tercümandır.
Bir koltukta kırk karpuz taşır. Yaptıklarıyla kabına sığmaz, bozuk düzene karşı yarışır. Bilgi, birikim, tecrübe yaşamının yollarına karışır. Yapmadığı iş yoktur. Hayatın her alanında elleri vardır, mucitliği çoktur. Fikir yürütür, emek verir, gün tüketir, dener, yanılır ama insanın hayatını kolaylaştıracak yeni bir şey üretir.
Olmaz işi yoktur her şey olağandır. Acele etmeden sakin, telaşa kapılmadan sessiz, sözden sakınır, kavgadan kaçınır, gürültüye yer açmaz, öfke saçmaz, hava atmaz, doğal bir insandır Ali Hoca.
Sevgiyi yol edinir, saygıda kusur etmeden sözü dinlenir. Doğrudan yanadır, bilgisiyle eğitici, öğretici nasihatler verir. Doğaya aşıktır, gezinir. Hayata inatçıdır, rastlantıya bırakmaz didinir. Hayalindeki düşleri ve görsel güzellikleri çizen Ressamdır. Kavgasını, acısını, sevdasını, hayalini resimleyen bir insandır.
Öğrenen, öğreten öğretmendir. Hayata merhaba diyen minicik yüreklerin geleceğine yön veren eğitmendir. Çiçekten çiçeğe toz alan bal yapan uzman bir arıcıdır.
Ahmetler sevdalısı, araştırmacıdır. Anten var, sesi yok radyocu. Ses var görüntü yok televizyoncu. Titiz ve dikkatle zaman tünelinde yoğrulan, el emeği göz nuru. Ahmetler Köyünde; bozulan, çalışmayan her türlü radyo, televizyon, ütü, dikiş makinesi, araba, traktör, bisiklet, motor aklınıza ne gelirse gelsin Ali Varol'a sorulur. Köylülerin elinin ulağı, her derde deva. Parayla işi yoktur, danışmak bedava. Tuz, şeker misali yanımızda, ocağımızdan bekler hazır kıta. Yaptıklarıyla hayatı kolaylaştırır, yön verir. Yorulan, yolda kalan, aksayan, bozulan demir aletler onun elinde durulur. Aksayan motoru söküp, düzene katar. Oto tamircisidir. Kaportasını tamir etmek, boyasını atmak Ali öğretmenin marifetli ellerindendir. Elektronik tamircisidir; radyo, teyp dillenir elinden. Televizyon canlanır, renkten renge girer.
Kazmayı vurur, temeli kazar, taşları örer, briketleri dizer. İp çeker, tuğlaları dizer, direkleri diker, betonu döker. Elinde mala sıva yapar, tahtaları çakar, pencereyi, kapıyı tapar. Elektriği, suyu bağlar, fayansı döşer, camı takar yapı ustasıdır. Bir çok mesleğin rüzgarını taşır. Beyninde, yüreğinde, ellerinde şekillenir taçlanır.
Gün gelir mimar, mühendis, gün olur usta, çırak, gün biter yazar, ressam. Hepsine Ali Varol'un imzası atılır. Dişlide eksik varsa bisiklet, motosiklet yapılır. Örgü de örer, dikiş de diker. Elinde bin bir hüneri olduğu söylenir.
Düşüncesiyle hep yeni bir şeyler katar yaşamına, sürekli üretir. Karınca kararınca, yapabileceği her yeniliğin peşinde ömür tüketir. Bir nokta kadar ilerlemişse onun için bulunan nadide çiçektir. Hayatın anlamıdır yeni bir şey öğrenmek ve üretmek baharda açan çiçektir. Bir bilinmezliği çözmek yaşamında aldığı bir nefestir. Onun yaşamında yapılabilen hiçbir şeye karşı yenilgisi yoktur. Teslim olmak mı? Asla.
Çalışmak okumak huyudur. Bin düşünür bin uygular doğrusu neyse orada durulur. Saz çalar, türkü söyler, ağıt yakarken kendi gerçeğini yazar. Yalanı olmaz, hayali solmaz, gerçeğe bakar. Mantıklıdır, sakindir, öfkesini zincirlere vuran, sevincini belli belirsiz saklayan, kimsenin akına, karasına karışmayan, laf olsun diye konuşmayan. Ne eliyle ne de diliyle kimseleri kırmayan. Uysal, sessiz, sakin yaşayan bir adam dır o.
Kendi içinde estirdiği fırtınalardan olsa gerek insanlardan az uzak duran, kendi dünyasını kuran farklı bir kişiliktir. Ama ulaşanın derdine koşan vefalı bir insandır aynı zamanda. Her insana eşit köprüler atan; varabildiğin kadar yakın, gidemediğin kadar uzak bir adam Ali Hoca.
Çağdaş, uygar, yeniliğe açık, hoşgörülü. Yüreğinde sevgi dalları küçüğüne serilir, büyüğüne eğilir. Kolayına kaçmandan, yokluk ve yoksulluktan çıkıp kendini geliştiren, yetiştiren bir insan.
Dağlarda davar güderken okumaya karar kılan Ali Varol, Aksu Öğretmen Okulunu kazanır; resim yeteneği de o zaman fark edilir. Ve hiç kimsenin farkına bile varmadan Ahmetlerli Ali Varol, okulunu birincilikle bitirip altın saati kapar.
Hatay Yayladağı’nda, Gaziantep Islahiye’de, Manavgat Oymapınar’da, Ahmetler’de öğretmendir. Yolu düşer de gidilmez mi? Al sana Almanya acı Vatan. Sınav kazanır ve Almanya’da öğretmenlik yapar. Görev biter, döner gelir ana vatana. Almancayı hem yazar hem konuşur. İngilizcede derdini anlatır.
Türkçe’nin ustası; şiir, makale, deneme, hikaye yazar. Yakında hazırdır kitap yazması. Zekanın ve yeteneğin hayata yansıması. Onun işi okumaktır, araştırmaktır, çalışmaktır. Boş zamanı olmaz; mutlaka bir işi vardır.
Birçoğumuza göre sıra dışıdır yaptıkları. Kavga etmeden, gürültü koparmadan bizim içimizde sessiz bir hayatı yaşar. Aslında onun taşıdığı bir bayrak var elinde. Dinlenecek sözleri var dilinde. Görmemizi istediği bir ışık var gözlerinde. Yaptıklarına bakarsanız, düşündüğünüzde, seyrettiğinizde başka bir ışık yakalarsınız onda. Farkında mısınız? O, içimizdeki görünmeyen, gizli hazineyi temsil ediyor. Farklı bir insan duruşu sergiliyor yapabildikleriyle.
Ahmetler’in bağrından çıkıp, isterse insanın neler başarabileceğinin ateşini yakar izlediğinizde. Birçoğumuz yapabileceğimiz işlere bile teslimiyetçiyiz. Bozulan kapıda marangozu ararız. Çalışmayan arabada tamirci bakınırız. Patlayan ampulde elektrikçi tanırız. Patlayan lastikte, durakalırız. Gevşeyen vidadan bile kaçarız. İlle de ustasını çağırırız. Biri ikiye katlayıp paramızı sayarız.
Ali öğretmenim bize hayatta sakladığımız, korktuğumuz, gün ışığına çıkarmadığımız yeteneklerimizin savaşçısıdır. Örnektir, yaptıklarıyla ve yapabilecekleriyle bize yol gösterir. Yaşamımıza neler katabileceğimizin öncüsüdür. Aramızda yaşayan, ruhumuzda taşıdığımız, hayal kurduğumuz, gıpta ettiğimiz, Piri Reis'in, Mimar Sinan'ın, Evliya Çelebi'nin, Yunus Emre'nin, Pir sultan'ın, Yaşar Kemal'in, Abidin Dino'nun rüzgarlarını estirir. Ahmetler’in Kültür ağacıdır o.
Benim köyümden, toprağımdan yetişen Ali öğretmenimle hep gurur duyarım. Bizim yanımızda ırmak misali akar, şelale gibi çağlar, deniz misali dalgalanır. İyi ki varsın öğretmenim. Hayata yansıyan güzellikleri resimlersin. Dünden bize kalan anıları, yarınlara yazarsın. Hayata sunduğun ışık için ne kadar teşekkür etsek azdır. Eline, yüreğine sağlık. Birinin değerini yaşarken bilmeli insan. Yolun açık, ömrün uzun olsun. Öğretmenim; sağlıklı, mutlu bir yaşam dilerim.
Sevgiyle ve saygıyla; hatam varsa affola...
