CORPORATE
Ali VAROL Yazarın Tüm Yazıları
Ben emekli öğretmen Ali Varol. Yazı yazmayı ve resim yapmayı severim. Manavgat Ahmetler köyünde doğmuş, orada büyümüşüm. Köy yaşamını iyi tanırım ve doğa ile iç içe olmak keyiflidir. Çocukluğumda aileme yardım ederken çift ve harman...
AYAKÜSTÜ ALIŞVERİŞ
Ali VAROL
Akseki’ye bağlı bir köy var. Eski adı: Kisel, yeni adı: Taşlıca. Demek ki orası da bizim köye benziyor. Bizim köyün çoğu yeri taşlık. Bizim evin önü de taşlık. Bahçedeki taşları külünk, kürsü ile kırıyoruz. Çok yorucu oluyor. Taş kırmak için bir ara, bir elektrikli kırıcı (hilti) almayı düşündüm. Dükkânlara baktım, bir fiyat, kalite kıyaslaması yaptım. Benim işimi görecek kaliteli bir alet 800 lira.
Satıcı:
Aslında bu alet bin lira. Şimdi bu kampanyalı satışımız. 15 gün sonra gelirsen bu fiyata bulamazsın.
Diye de ekledi.
Sonraki gün ırmak kenarından köprüye doğru gidiyorum. Öteden bir adam asmış boynuna iki adet kırıcı, bağırıyor:
- Hadi yok mu alan? Batan geminin malları bunlar.
Adam yanıma gelince durdurdum:
- Hemşerim kırıcıların fiyatı kaç para?
- Abi kolay ederiz.
Kırıcının birini alıp baktım. Tam benim aradığım alet. Dün dükkânda gördüğüm 800 lira olanla aynı marka. Yani “tıpkısının aynısı” Daha da alıcı gözle bakınca gördüm ki üzerindeki marka dükkândaki gibi kabartılı yazılmamış, kâğıt üzerine yazılıp yapıştırılmış. Yani taklit. Taklit olunca da 800 lira etmez. Daha ucuz olur.
Adam benim ilgilenip incelediğimi görünce alet hakkında bilgi vermeye başladı.
- Abi bu alet hem matkap olarak kullanılır, hem kırıcı olarak kullanılır. Aynı maldan filan dükkânlarda da var. Kampanyalı satış. İnanmazsan git bak.
Benim incelediğim dükkânları tarif ediyordu.
- Orada bu kırıcılar 800 lira. Size bir kıyaklık yapıp 700 liraya bırakırım. Başka yerde bu fiyata bu aleti bulamazsın.
700 lira iyi fiyat. Düşündüm ki pazarlık edersem daha aşağıya da inebilir. Bu arada bizim pazarlık edeceğimizi gören birkaç meraklı etrafımızda toplandı.
- 700 lira da çok.
- Çok olur mu yahu? Dükkânda 800, ben veriyorum 100 lira aşağıya.
Kenarda izleyenlerden biri de söze karıştı.
- 700 çok… İn aşağı. Uygun fiyata verirsen aletin birini de ben alırım.
- Kaç yapayım?
- Ben alıcıyım. Senin fiyatını uygun bulursam alacağım.
- Satıcı bana döndü:
- Abi sen ne verirsin?
Ben düşündüm: 800 liralık malı yarı fiyatına alırsak çok uygun almış sayılırız. Zaten satıcıya da yarı fiyatından aşağı teklif edilmez ki. Hakaret eder gibi…
Öbür alıcıya dönüp baktım. Adam bana göz etti
- Beri bak hele!
Kenara çekilip fısıltıyla konuştuk.
- Yarı fiyatına verirse alalım.
- Tamam. Ben de öyle düşünüyorum.
- Döndük. Benim ortak:
- Abi sen bu aletleri bize 350 şer liradan verir misin?
Satıcı bozuldu, öfkelendi. Aletleri omuzlayıp yürüdü. Bir yandan da söylendi:
- Dalga mı geçiyorsunuz siz adamla? Alıcı değilseniz bırakın işimize bakalım. Nerde görülmüş 800 liralık aletin 350 liraya verildiği?
Öteki alıcı yani benim ortak koşup tuttu satıcıyı
- Ne öfkelenirsin be kardeşim. Sen fiyat istedin ben de fiyat verdim. Senin malını yemedik ya.
Satıcı durdu:
- İyi de arkadaş her şeyin bir yakışığı var. Benim malımın akarı yok kokarı yok. Bu gün satamazsam yarın satarım. Alıcıysanız malın değerini verip alın.
Bu kez benim ortak öfkelendi.
- Benim 350 liram var arkadaş. Verirsen verirsin vermezsen turşusunu kur!
Sonra cebinden 350 lira çıkarıp satıcıya uzattı.
Satıcı:
- Olmaz böyle şey, olamaz böyle şey.
Deyi söylene söylene aldı parayı.
Sonra bana döndüler:
- Bu fiyata bu alet…
Ben de elimi cebime attım. Haydaaa! Cebimde para yoktu. Üzerimi değiştirdiğimden param evde kalmıştı. Cebimde sadece 25 lira vardı. Öteki ceplerimi baktım, yok. Mahcup da oldum.
- Ben parayı evde unutmuşum.
Bizi izleyenler gülüştüler. Öteki alıcı parayı verip aleti almıştı. Keyfi yerindeydi. Aleti okşuyordu.
Satıcı:
- Şimdi senin başka paran yok mu yani?
- Yok.
Bu arada aleti satın alan adam aletini omzuna asıp oradan uzaklaştı.
Bizi izleyenlerden biri:
- Öteki alıcı gitti. Biraz daha indirim yap da bu adam da parası varsa alsın.
Satıcı bana döndü:
- Kaç liran var arkadaş?
- 25 liram var.
Satıcı güldü:
25 liran var da ne diye bu aleti almaya kalkıyorsun? Bu alet 25 liralık alet mi?
- Haklısın ben cebimde para var sanıyordum.
Satıcı öteki meraklılara döndü:
- Var mı alıcı? Elimde bir tane kaldı. Ağırlığından kurtulmak için yok bahasına vereceğim.
- Kaça vereceksin?
- 300 lira. Yok mu alıcı?
Alıcı çıkmadı.
- 250 lira. Yok mu sudan ucuz fiyata?
Yok. Gene çıkmadı.
- 150 lira… 100 lira… Yok mu batan geminin mallarını kapacak bir babayiğit.
Ben elimde 25 lira ile şaşırıp kalmıştım. Satıcı aleti bize satamayacağını anlayınca aleti omzuna asıp oradan ayrıldı. Ben o güzelim aleti bu fiyata kaçırdığıma üzülmüştüm. Bir yandan da şaşırmıştım. Yanımdakilere dönüp sordum:
- Adam çok ucuza verecekti aleti. Neden almadınız?
Baştan beri bizi izleyen biri:
- Ben olmasam o adam aleti sana 25 liraya verirdi.
- Neden vermedi?
- Çünkü ben buraya gelmezden önce adamdan aynı aletin birini aldım.
- Kaça aldın?
- 35 liraya. Senin de cebinde 35 liran olsaydı şimdi sen de alırdın. Adam aleti sana benden on lira aşağıya yani 25 liraya verirse benim on lira istememden çekindi.
- Yapma yahu? Ya 350 liraya alan?
- Saf olma. Bunların ikisi şirket.
- Ben iyice şaşırmıştım. Gençlerden birisi:
- Abi sen bu aletlerden daha ucuza almak ister misin?
- İsterim. Nerede var?
- Sanayide Hurdacı Kamber’de bir yığın var. Çalışanlar on lira, çalışmayanlar beş lira.
Başka birisi açıklama yaptı:
- Abi bunlar Çin malı. Şimdi Çin’de bu aletleri yapan fabrikaya varıp sipariş vereceksin ya, fabrika sahibi soruyormuş sana: “Tanesi kaç lira olandan istersin?” Yani bir malın birbirine benzeyen on liralığı da varmış, yüz liralığı da varmış.
Yanındaki onu onayladı:
- Öyle olmasa 800 liralık kırıcıyı 35 liraya nasıl verecek?
Meraklılardan biri söylendi:
- Memleketimizde uyanık çok. Ayaküstü çarpacaklar adamı.
Öteki:
- Hem çarpılırsın hem de bazen başın belaya girer.
- Nasıl yani?
- Nasıl olacak, bizim komşu böyle ayaküstü satıcıdan bir matkap almış. Yolda polis yakalayıp götürmüş. Meğer matkap çalıntıymış. Dümdüz yolda al başına püsküllü belayı…
- Deme yahu demek çalıntı?
- Deminkilerin çalıntı olmadığı nerden belli? Fatura kesebilecek mi?
- Haklısın!
Meraklılar dağıldı. 25 liramı cebime koydum. Farkında olmadan sanki birisi çarpacakmış gibi elimle üzerinden bastırmışım. Fark edince gülüp elimi çektim. Kırıcı çok ucuzdu. Benim işimi görürdü. Ama kafam karışmıştı. Ya hırsızlık ise? Faturası yok, garantisi yok… 350 liraya alamadığıma, daha doğrusu dolandırılmadığıma sevindim.
Köprüye doğru yürümeye devam ettim. Az ilerde başka bir ayaküstü satıcı bağırıyordu:
Batan geminin malları burada! Bedavadan ucuz…
Dönüp o tarafa bakmadım. Hatta adam hastalıklı biriymiş de hastalığı bana bulaşacakmış gibi yolumu değiştirip adamdan 5 metre öteden geçip gittim.
***
