Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

Eleni'nin Vasiyeti

Huriye HEARN 18 Kasım 2020 Diğer Yazıları 102 -A+

ELENİ’NİN VASİYETİ

1. Bölüm

Ben  sık sık Büyükada’ya giderim İstanbul’un buhranlı, sıkıntı içinde kaybolduğum ve kendimi bulmaya çalıştığım anlarında hep Adalar  imdadıma yetişir  Buralarda yaşayanlar adaların kıymetini pek iyi bilirler. Sessizliğiyle hala bozulmamış doğal güzelliğiyle beyaz, pembe, sütlü kahve ahşap yalılarıyla buraya gelen herkesi büyük bir coşkuyla karşılar Marmara’nın nilüferleri Adalar.

Adaların ağaçtan gelinlerinin eliften boyunlarına, pencerelerine boylu boyunca uzanan erguvan çiçeklerinin kokuları içinizi bir hoş eder hele birde tam bahar üstüyse biraz Ada sarhoşu bile oluverirsiniz.  Sanki zaman adeta durmuş gibidir Adalarda eski ve tarihi evlerin ihtişamlı büyüsü, bahçelerindeki çiçeklerinin ebruli renkleri,  yalılarıyla yarışan asırlık ağaçlarının ulu görüntüsü sizi adaya ayak atar atmaz esir alır sonsuza dek. Bu bir büyü müdür sihir midir bilemezsiniz ama bir kere içinize aldınız mı Adanın bu dokusunu artık sonsuza dek  bırakmaz sizi ve bütünleşir içinizdeki sizle.

Hala daha dün gibi bütün ayrıntılarını hatırladığım bu ada seyahatlerimden birisi var ki beni hem çok etkilemiş hem de  çok farklı bir kişilik olan arkadaşım Eleni’yi hediye etmişti.

Karaköy’de Adalar vapurunu beklerken deniz kıyısındaki büfeden aldığım güneş rengindeki ıhlamurun içindeki limonun kokusunu içime çekerken etrafımda uçuşan martıların kocaman beyaz kanatlarının desenlerinde kayboluşumu unutamam. Henüz bitirdiğim ıhlamurun sıcak damlaları hala dilimin üzerinde oynaşırken ada yolcularının bir kuş sürüsü gibi iskeleyi doldurması gidiş vaktinin geldiğini fısıldıyordu bana.

Vakit geçirmeden her İstanbullunun elinde olan Akbil biletimi vapura geçmek için bastığımda duyduğum ses beni heyecanlandırmış ve bir çocuk sevinci bırakmıştı içime. Kalabalıkla birlikte kocaman Adalar Vapuruna binince bir an nereye oturacağımı şaşırmıştım. Birden küçücük ayaklarım beni cam kenarındaki iki kişilik siyah deri koltuğa götürmüştü. İçimdeki büyük sevinç ve mutluluğu cam kenarından martılara simit atarak onlarla paylaşmıştım.

Güneş, Marmara’nın dalgalarıyla adeta bir tango dansına başlamıştı ve ben de bu dansın büyüsünde kaybolmuştum. Yol boyunca İstanbul’un karşı yakasında kalan saraylar, camiler külliyeler an ve an küçülüyor küçülüyordu ama kaybolmuyordu. Beni bir rüya alemine götüren koca vapurun düdüğü dalgaların yakamoz renkli sularıyla bütünleşip yeni bir melodi oturmuştu ve bu senfoni benim ruhumu yenilemeye başlamıştı bile...

Neden sonra yanıma sessizce birisinin oturduğunu fark ederek yüzümü yanımdaki kişiye çevirmiştim gülümseyerek. Gözlerimle içten bir merhabayı paylaştığım bu yaşını almış hanımefendi oldukça şık giyimli hafif makyajlı bakımlı ve hala alımlıydı. Benim selamıma ve tebessümüme karşılıksız kalmayan bu bayan “merhaba” demişti  değişik ama tatlı bir aksanla.

Bana;

“Yolculuk hangi Adaya?” dedi 

“Büyük Adaya’ya”  dedim.

“Bu yıl çok geç kaldım yalının bakımı ve bahçenin düzeniyle ilgilenemedim” diye hayıflanmıştı; sanki benim Adalı olduğumu zannederek, bu saçlarında sahte boyalardan eser olmayan gümüşi rengin tonlarıyla doğal olmanın güzelliğini taşıyan yemyeşil gözlü esmer yüzlü kibar hanımefendi. Onun yüzündeki yılların izlerini taşıyan ince kırışıkların arasında bir kaybolan bir ortaya çıkan yeşil gözlerinden benim utangaçlığım kaçmamış olacak ki dostça ve kucaklayıcı gülüşüyle bu kendimi rahatsız eden duruşumu perdeleyivermişti sessizce.

“Adanın neresinde yaşıyorsunuz?” dedi. Ben böyle bir soruyla şaşırmış, adeta sersemlemiş tim. “Şey ben, ben aslında Adalı değilim,  adayı adalılar kadar çok seven birisiyim günü birlik geldim, biraz adayı yaşayıp akşama döneceğim İstanbul’a dedim. Bu cevaptan sonra biraz daha içime çekildiğimi anlayan hanım efendi bunu hissetmiş olacak ki;

“Ah adımı bile söylemedim, ben Eleni… Doğma büyüme Adalı’yım, Ada’nın o muhteşem yıllarını en güzel anlarını çocukluğumda  kocaman o beyaz yalıda  muhteşem bir aile olarak yaşadık” dedi. Eleni konuştukça ben mutlu oluyor adeta onun gözlerinin içine lütfen devam et bitmesin der gibi bakıyordum. Ada yolculuklarım hep güzel geçmiştir ama bu yolculuk sanırım ömrümün sonuna dek unutmayacağım bir yolculuğun başlangıcı olacaktı...

 

Devamı 2. Bölümde

Yorumlar