Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

Bizim Köyün İmamı, Yoktur Dümeni

Mehmet ARSLAN 12 Kasım 2020 Diğer Yazıları 117 -A+

Bizim Köyün İmamı, Yoktur Dümeni

Yıl 1978…

Aylardan Ağustos.

Şafak sökende herkes bağda bahçede.

Güneş diklenende, Serken’de, Güğlen’de, Dikmen’de, derede… ağaç gölgesinde.

Günlerden Cuma.

Cuma namazı kılınacak, köy odasında misafirlere yiyecek içecek sunulacak.

Anam bizim Hasan Hüseyin’e “Candanseveller” derdi. İşte bu Candanseveller,  Mezarardı’nda kara incir yemiş, anama yalandan; “Ana, Mezarardındaki bahçeye gittim, incir topladım, serdim, seledeki bir kilo kadar inciri de cami için getirdim.” demiş, sonra da anamın tekirine bir tekme sallayıp yüksek çardakta uykuya dalmış.

Anam ; “Oğlum baban camiye gitti, sen de varsan sevaptır” dese de bizim Hasan, tavşan uykusunda horluyor, anamın sesini rüya gibi hayal meyal duyuyor.

Az sonra Koca Mustafa yanardağı patlar.

Hasan Efe tavşan uykusundan babamın sopasıyla zıplar, can havliyle çardaktan cıbaya atlar, canını zor kurtarır.

Babam arkasından duyulmadık küfürler yağdırır.

Babasından hiç böyle terbiye görmeyen Efe, Ketir’e çıkar Manavgat’a doğru hülyalara dalıp “Nedir bu hal?” diye düşünmeye başlar.

Gün döner akşam kararır.

Arzu ana; “Gel get oğlum, baban sana fiske bile vurmayacak” diye yalvarır.

Bir yandan da babamı; “Çocuğa neden vurdun ay çükürlü” diye azarlar.

“Gelmez gayrı buralara, sen rahat uyu melun goca” deyip ilenir, “Çocuğa fiske vurursan ben de onunla başımı alıp giderim buralardan” diye de diklenir.

Hasan bu, anamın söylediklerini kafasına yedekler, direkten yüksek çardağa tırmanıp gelecek tehlikeyi tetikte bekler.

Oğlunun çardağa geldiğini sezen anam yanına gelir, usulcacık “Yavrum bi şeyin var mı?” der.

Hasan; “ Bir şeyim yok anacığım. Suçum neymiş, babam beni niye tepelemiş?”

Arzu Ana: “Sorma oğlum, bu kör olası hoca hutbede, Cuma namazına gelmeyen oğullarınız anasıyla cima etmiş olurlar, ailecek topluca cehennemi boylarlar.” diyesiymiş, öfkesi ondanmış.”

Hasan Efe bu, uçuk kaçık, astığı astık, kestiği kestik, yol kesen, parayla kız kaçıran, kedi derisini tavşan diye Konyalı hanımların omuzlarına düşüren, önüne geçeni ezen, orman kanununu hükmedip, Sarı Ahmat’la gündüzleri ağaç gölgesinde bekleyip, geceleri dost belleyen köyün efesi; cahilliğin, deliliğin zirvesi.

Sabaha kadar hükmünü verir. Şafak sökende hocanın misafirhane kapısına varır ve yüzüne karşı fermanını okur.

“Bundan gayrı 24 saat içinde köyü terk edeceksin, yoksa ben seni terk-i diyar edeceğim.”

Ertesi gün sabah namazı, hocasız kılınır.

Sonra ne mi olur?

Köye gençlerle futbol bile oynayan, sosyal, okullu genç bir hoca atanır. Cami de dolup taşmaya başlar.

Derler ki ; “ Cahil hoca insanı dinden çıkarır”

 

***

Bizim Hasan bir gün Manavgat pazarında birini haşlar. Mahalle bekçisi Hasan’ı yakalar. Dayağı yiyen adamcağız bekçiye; “Bekçi efendi, ben bu deliden şikayetçi değilim” diye yalvarır; bekçi de Hasan’ı koyverir.

Delilik böyledir işte; kolayca şöhret olursunuz; Bütün bu yaptıklarıyla Hasan da çevrede iyice ünlenir. Adama anası kolayına “Candanseller” der mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar